AŞAĞIDAKİ YAZI TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YANLIŞ VE BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMININ SAĞLIĞINIZI TEHLİKEYE SOKACAĞINI UNUTMAYIN.EĞER KENDİNİZDE DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ İLE İLGİLİ SEMPTOMLAR BULUNDUĞUNDAN ŞÜPHELENİYORSANIZ EN KISA ZAMANDA BİR "DAHİLİYE-HEMATOLOJİ" UZMANINA BAŞVURUN!!!
Yaşamın her döneminde en fazla görülen anemi türü demir eksikliği anemisidir.En sık nedeni ise yetersiz beslenmedir.Diğer nedenlerini sıralayacak olursak:
1)Yukarda da söylediğim gibi en sık nedeni yetersiz beslenmedir.
2)Demir emilim bozukluklarına yol açabilen her türlü sindirim sistemi rahatsızlığı(sindirim sisteminde yapılmış olan ameliyatlarla birlikte emilim yüzeyinin azaltılması,midenin asit salgısında azalma...)
3)Demir ihtiyacının artması(hızlı büyüme dönemleri,gebelik,emzirme)
4)Kan kaybı;yetişkin erkek veya postmenopozal kadınlarda demir eksikliği varsa aksi ispat edilene kadar mide-barsak sistemiyle alakalı bir kanser olabileceği düşünülmelidir.
5)Parazitler
6)Ülseratif kolit denilen barsak rahatsızlığı(emilim yüzeyini azaltan bir rahatsızlık olduğu için demir eksikliğine yol açabilir.
Demir eksikliğinin karakteristik ve nadir bulguları
Kaşık tırnak olarak tanımlanan;tırnak şeklinin bozularak daha bombeli bir hal alması,
Saç dökülmesi,
Tırnakta kırılma,
Yutma güçlüğüdür.
Bunların haricinde menenjiti taklit edebilen kafa içi basıncı artışı,sebebi bilinmeyen ateş ve dalak büyüklüğü de yapabilir.
Demir eksikliğinin en fazla görülen semptomu ise aşırı halsizliktir.
Demir eksikliğinin kesin tanısı;kemik iliğindeki depo demirinin negatif bulunmasıyla konur.Bunu gösteren laboratuvar testi;Ferritin'dir.Buradan şu anlaşılıyor ki demir eksikliği anemisi tanısı konulmasında sadece kan sayımı yeterli olmamaktadır.En iyisi yapılması gereken bütün testleri bir başlık altında toplayalım:
1)Kan sayımı;Hb(hemoglobin;alyuvarların içinde yer alan ve alyuvarların oksijen taşıyabilmesi için mutlaka gerekli olan bir moleküldür,bu molekülün yapısında ise demir bulunmaktadır)düşmüş,MCV(ortalama alyuvar hacmi;içindeki hemoglobin azaldığı için doğal olarak alyuvar hacmi de azalır)değeri düşmüştür.İkisinin aynı anda görülmesi gerekmez.Hastalığın şiddetine göre ilk MCV düşer,eğer durum kontrol altına alınmamışsa en son Hb'de düşüş izlenir.
2)Retikülosit;kemik iliğinden üretilip dolaşıma verilmiş olan geç alyuvarları ifade eder.Alyuvarların üretiminde demir çok önemli bir yer tutar.Demir eksikliğinde üretim yapılamadığı için bu sayı azalmıştır.
3)Serum demiri;oldukça düşüktür.
4)Serum demir bağlama kapasitesi;yükselmiştir.
5)Ferritin;depo demirini gösteren en önemli parametredir ve demir eksikliği anemisinde düşüktür.
6)Transferrin saturasyonu;demirin demir bağlama kapasitesine oranıdır,demir eksikliği anemisinde bu değer düşüktür.
7)Depo demiri;negatiftir.
Özellikle çocuklarda demir eksikliği gelişimi çok fazla negatif yönde etkiledğinden mutlaka tedavisinin yapılması gerekmektedir.Çocukluk yaş grubunda yaşıtlarına göre vücut gelişiminin daha yavaş olması gözle görülebimektedir.Erişkin yaş grubunda kendisini düşünmeyi gerektiren ve dikkat gerektiren işleri yapanlarda konsantrasyon güçlüğü ile kendini göstermektedir.Bu durum özellikle okul yaşantısında bireyi zorlamaktadır.
Tedavi;
İlaç tedavisidir.İlaçlar ağızdan ya da damara yapılan iğne ile alınabilmektedir.
Ağızdan alınan demir ilaçlarının yan etkileri;mide barsak sistemini irrite etmeleri ve buna bağlı bulantı,kusma,karın ağrısı,ishal ya da kabızlık yapabilmeleridir.
Damardan yapılan demir ilacının en önemli yan etkisi ise;Allerjidir(Penisilin allerjisine benzeyen bu allerji ölüme yol açabilir,iyi olan arafı nadir görülmesidir.)
Tedavi sonrası bulguların düzelme sırası:
1)İlk düzelen halsizlik ve yorgunluktur.
2) Retikülosit
3)Hemoglobin
4)Ferritin düzeyi;ilk azalan ve en son düzelen parametredir.
AŞAĞIDAKİ YAZI TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YANLIŞ VE BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMININ SAĞLIĞINIZI TEHLİKEYE SOKACAĞINI UNUTMAYIN.EĞER KENDİNİZDE APANDİSİT İLE İLGİLİ SEMPTOMLAR BULUNDUĞUNDAN ŞÜPHELENİYORSANIZ EN KISA ZAMANDA BİR "HASTANE ACİLİ"NE VEYA "GENEL CERRAHİ UZMANI"NA BAŞVURUN!!!
Aslında apandisitin tedavisi erken tanı konulduğunda çok basit bir cerrahi işlemle iltihaplanan apendix denen dokunun çıkarılması işlemidir.
Burada asıl önemli nokta erken tanının konulabilmesi için ilk önce hastanın veya yakınlarının apandisitten şüphelenip en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği gerçeğidir.
Peki nedir bu apendix organı,nerededir,neden iltihaplanır,bu soruların yanıtına bakalım:
Apendix karnın sağ alt bölgesinde ,kasıkta yerleşmiş,barsaklara bağlı,kör bir uçla sonlanan,vücuda giren mikroplar için savunma görevi gören bir organdır.
Apendixin iltihaplanmasına Apandisit denir.Akut apandisit gelişimindeki temel faktör diğer barsak bölümlerine göre daha dar bir kanal olduğu için tıkanmasıdır.Tıkanmaya çeşitli nedenler yol açabilir;Fekalitler(taşlaşmış dışkı),lenfoid hiperplazi(lenf bezi büyümesi),sebze ve meyve çekirdekleri,barsak parazitleri(özellikle ascaris denilen bir tür) sayılabilir.
Klinik:
Karın ağrısı;başlıca semptomudur.Göbek çevresinde başlar,1-12 saat sonra genellikle de 4-6 saat sonra ağ kasık bölgesine lokalize olur.Ağrının bu stili önemlidir.
Anoreksi(iştahsızlık);hemen daima bulunur.
Kusma;hastaların %75'inde bulunur.
Akut apandisitin yaklaşık %95'nde ilk semptom anoreksidir.Bunu ağrı takip eder.Ağrıdan sonra da kusma olur.Eğer kusma ağrıdan önce oluyorsa bu büyük ihtimalle apandisit değildir.
Eğer herhangi bir komplikasyon gelişmemişse(apendixin parçalanması ve iltihabi içerik ve barsak içeriğinin karına yayılması gibi)başka bir patolojiye rastlanmaz.Ateş nadiren artar.Nabız normal veya hafif artar.Ama apendix parçalandıysa ateş de nabız da yükselecektir.
Hasta karnına dokunulmasından rahatsız olur,özellikle sağ kasık bölgesine dokundurtmaz.Sol kasığa bastırıldığında sağ kasıkta ağrı hissedilir.
Komplikasyonlar:
Perforasyon(apendixin parçalanması)
Plastron(apendix parçalanıyor ancak etrafındaki barsak parçaları tarafından sarılıyor ve iltihabın tüm karına yayılmasını önlüyorlar.Bu durumda acil cerrahi uygulanmasına gerek yoktur.Akut dönem geçtikten sonra daha rahat koşullarda operasyon gerçekleştirilir.Ama mutlaka kesin tedavi cerrahidir)
Abse
Pilefilebit;sıklıkla patlamış apandisitte ve absenin patlamasına ikincil olarak görülebilen çok ağır bir komplikasyondur.Yüksek ateş,titreme,karnın sağ üst kısmında ağrı,karaciğerde büyüme,sarılık vs. belirtileri ortaya çıkar.
Akut apandisitten şüphelenilmediği durumlarda yapılan en büyük yanlışlarda biri ağrı kesici vererek hastanın ağrısını yok etmektir.Yukardaki bilgilerden anlaşılacağı üzere apandisit tanısını doktora koyduran karın ağrısının karateristik özelliğidir(önce göbek çevresi sonra sağ kasığa lokalize olan ağrı).Doktora sadece karın ağrısının olduğunu söylemenizin hiç bir faydası olmayacağını bilmeli ve doktor görünceye kadar ağrı kesici almaktan mümkün olduğunca kaçınmalısınız.
AŞAĞIDAKİ YAZI TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YANLIŞ VE BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMININ SAĞLIĞINIZI TEHLİKEYE SOKACAĞINI UNUTMAYIN.EĞER KENDİNİZDE MENOPOZ VE MENOPOZLA İLGİLİ SEMPTOMLAR BULUNDUĞUNDAN ŞÜPHELENİYORSANIZ EN KISA ZAMANDA BİR "KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM" UZMANINA BAŞVURUN!!!
Menopoz:Yumurtalık fonksiyonu ve adet görmenin(regl=mens) kalıcı olarak bitmesine eşlik eden son adettir.
Klimacterium:Üreme evresinden üreyememe evresine geçiş fazıdır.Bu geçiş fazı yumurtalık fonksiyonlarında azalma ile karakterize olup 2-5 yıl içinde yumurtalık fonksiyonlarındaki azalmanın klinik olarak da belirginleşeceğini gösterir.Bu süreç sonunda menopoz gerçekleşecek ve ilerleyici doku atrofisi(yumurtalık dokusunun zayıflayıp kaybolması) ve yaşlanma gerçekleşecektir.
Perimenopoz:Menopozdan önceki 1 yıl ve sonrasındaki 1 yılı kapsar.
Senium:65 yaş sonrası döneme verilen addır.
Prematür Menopoz:35 yaş ve öncesinde olan menopozdur.Prematür menopozlu olgularda özellikle tiroid beziyle ilgili bazı patolojileri akla getirmek gerekir.(Hashimato tiroiditi gibi tiroid bezi veya başka bölgelerdeki otoimmun olaylar)
Menopoz yaşı:
Ortalama menopoz yaşı 51'dir.
Sigara menopozu 1.5 yıl öne alır.
Doğum kontrol hapı kullanımı,doğum sayısı,ırk,ilk adet yaşı,sosyoekonomik durum ve medeni durum menopoz yaşını etkilemez.
Zayıf kadınlar kısmen daha önce menopoza girerler.
40'lı yaşlarda bütün kadınlarda yumurtlamanın olmadığı adet dönemleri gelişmeye başlar ve adet görme süresi uzar.Bu durum 2-8 yıl içinde menopozun gerçekleşeceğini gösterir.
Menopozda hormonal durum:
Aslında bu konu biraz daha teknik düzeyde bilgiyi gerektirmektedir.Ben bütün hormonlardan bahsetmeyip,menopozdan sonraki dönemde kadının yaşamını etkileyebilecek hormonlardan bahsetmeyi doğru buluyorum.
Bir de şu hatırlatmayı yapmak doğru olur sanırım.Çoğu bayan menopoz dönemi başladığında doğurganlığını tamamen kaybettiğini düşünerek korunma yöntemlerini bırakırlar.Oysa ki menopoz döneminin özellikle ilk bir yılında hamile kalınabilir.
Kadınlığın simgesi olarak kabul edilen östrojenler menopoz dönemine girildiğinde vücutta tamamen yok olmaz.yumurtalıklardaki üretiminin bitmesine karşılık yağ dokusu,rahim,karaciğer,kas,deri,kıl folikülleri,sinir sisteminde ve kemik iliğinde diğer sex steroidlerinden dönüşüm yoluyla üretilebilmektedir.Ancak tabi ki menopoz öncesi değerleri yakalayamaz.
Menopoz öncesinde östrojenin ana kaynağı olan yumurtalıklar,menopozdan sonra androjen dediğimiz ve erkeklerde miktar yönünden fazla olan,dolayısıyla bazı erkeklik özelliklerini kazandıran hormonun sentezini gerçekleştirirler.
Östrojenin azalıp androjenlerin artmasına bağlı vücutta bir takım değişiklikler gözlenir:
Vajinal epitel atrofisi görülür.Vajinal kuruluğa bağlı kaşıntı ve cinsel ilişki sırasında ağrı ortaya çıkar.Sık idrara çıkma isteği,bakterilerin geliştirmediği üretrit ve sistit,önceden varolan myomlarım ve memelerin küçülmesi,pelvik destek kaybı nedeniyle stres inkontinansı(idrar kaçırma) ortaya çıkar.Ösrojen eksikliğine bağlı osteoporoz ve kardiyovasküler sistem hastalıkları artar.
Klimakterik Olguya Yaklaşım:
Vajinal muayene
Biyokimya ve CBC(Tam kan sayımı)
Hormon profili(FSH,LH,Östrojen,Progesteron,Androstenedion,DHEAS)
Rahim içinden probe küretaj denen bir yöntemle patolojik inceleme için örnek alınır.
Servikovajinal smear
Vajinal ultrasonografi
Mammografi(çift taraflı)
Kemik mineral dansitometrisi(BMD)
Kolposkopi,Endosevikal küretaj,Histeroskopi(gerekli görülürse)
Osteoporoz ve Kardiyovasküler rikler arttığı için buna yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
Osteoporozdan sonraki yazılarımda bahsetmeyi düşünüyorum ancak burada kısaca değinmekte yarar var:
Osteoporoz sistemik bir bozukluk olup kemik kitlesinde azalma ve kemik dokusunun mikroyapısında bozulma sonucu kemik gerginliğinde artış ile kalça,omurga ve el bileğinde kırılmaya yatkınlıkla karakterizedir.Çeşitli tipleri vardır.Menopozda görülen osteoporoz tipi Tip-1(posmenopozal) osteoporoz olarak adlandırılır.
Tip-1 Osteoporozun Özellikleri:
Östrojen eksikliğine bağlı oluşur.Kadınlar menopozun ilk beş yılında tüm kemik kitlesinin %10-15'ni kaybederler.Kalça kırıkları menopozdan 10-15 yıl sonra oluşmaya başlar.
Kardiyovasküler riskler
Östrojenin kardiyovasküler sistem üzerindeki yararlı etkileri şunlardır:
Total kolesterol ve LDL(kötü kolesterol)'yi azaltırken,HDL(iyi kolesterol)'yi artırır.
Antiaterosklerotiktir(damar ssertliğini önleyici etkisi vardır).
Vazodilatatör ve trombosit agregasyonunu önleyici faktörleri artırır(bu sayede damar tıkanıklığı oluşumunu azaltır).
Kalbin çalışması üzerinde olumlu etkileri vardır.
Periferik glikoz metabolizmasını düzeltir ve sonuçta dolaşımdaki insülin düzeylerini azaltır.
Östrojen insülin duyarlılığını düzeltir.İnsülin direnci sonucu oluşan hiperinsülineminin lipid anormalliklerine neden olup ateroskleroz riskini artırdığı birçok çalışmada ortaya konmuştur.Ama menopozda verilen horman replasman tedavisi(horman yerine koyma tedavisi) ile insülin seviyeleri ve glukoza insülin cevabı düzelir.
Klimakterium Ve Menopoz Tedavisi
Amaç eksik olanı yerine koymaktır.İki ana grup altında toplanabilir.Hormon replasman tedavisi(HRT) ve alternatif tedavi yöntemleri.
Burada hangi ilaç preparatının hangi yolla ne dozda ve nasıl uygulandığında sözetmeyeceğim.Burada önemli olan hormon replasman tedavisinin hangi hasta gruplarında uygulanabileceği,kimlerde uygulanmasının sakıncalı olduğudur.
HRT'nin Endikasyonları
1)Vazomotor semptomlar;özellikle bayanların en fazla hissettikleri semptomlar sıcak basması,huzursuzluk,uyku düzensizlikleridir.
2)Vajinal atrofi ve kuruluk
3)Osteoporoz
4)Hiçbir semptomu bulunmayan bayan için yaşam kalitesi artışı
HRT'nin Kesin Kullanılamayacağı Durumlar
1)Ösrojen duyarlı tümör:Meme kanseri,melanom,rahim kanseri
2)Sebebi belli olmayan ve tekrarlayan tromboembolik atak(ani gelişen damar tıkanıklığı)
3)tromboembolinin(damar tıkanıklığının) akut dönemi
4)Myokard infarktüsü(kalp krizi) akut dönem
5)Karaciğer tümörü ve karaciğer fonksiyon bozuklukları
HRT'nin Rölatif Kullanılamayacağı Durumlar(kullanılıp kullanılamayacağına doktorun ve hastanın tercihine bırakılan durumlar)
1)Epilepsi(sara)
2)Hiperlipidemi
3)Migren
4)Safra taşı varlığı
Şu an için hormon replasman tedavisinin yararları ve zararlarına ilişkin bir çok çalışma yürütülmektedir.Çoğu konuda ortak yargılar mevcut değildir.Ancak uzmanların hormon replasman tedavisini halen uygulayan veya uygulamaya hazırlanan bayanlara tavsiyeleri;Asla yaşam boyu kullanılacak gözüyle bakmayın.En fazla beş yıllık bir dönem için kullanın,sonrasında bırakın.Böylelikle uzun dönemde yol açabilecekleri rahatsızlıklardan korunmuş olursunuz.Sigara içen bayanlarda hem kesin hem rölatif risk faktörlerini 10-15 kat artırması nedeniyle tercih edilmemelidir.
AŞAĞIDAKİ YAZI TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YANLIŞ VE BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMININ SAĞLIĞINIZI TEHLİKEYE SOKACAĞINI UNUTMAYIN.EĞER KENDİNİZDE TİROİDLE İLGİLİ BİR HASTALIK BULUNDUĞUNDAN ŞÜPHELENİYORSANIZ EN KISA ZAMANDA BİR "DAHİLİYE-ENDOKRİNOLOJİ" UZMANINA BAŞVURUN!!!
Tiroidde nodül saptandığında tiroid fonksiyon testleri(TSH,T3,T4,Serbest T3,Serbest T4),ultrason ve sintigrafi yapılabilir. Fakat bu testlerden hiç biri kanseri ekarte ettirmez. Bu yüzden tüm nodüllerde ince iğne aspirasyon biyopsisi yapmak gerekir.
Fizik muayenede tek tiroid nodülü saptandığı anda ilk yapılcak işlem ince iğne aspirasyon biyopsisidir.Biyopsi ile tespit edilecek iki durum vardır.Acaba bu kitle iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu?Tiroid biyopsilerinde bu ayırım tam olarak sağlanamadığından sonuç iyi huylu olarak gelirse kitle çıkarılıp incelemeye yollandıktan sonra karar verilir.Eğer ilk etapta kanser sonucu gelirse tiroidin tamamı operasyonla çıkarılır.
Eğer kişinin geçmiş yaşantısında boyna uygulanmış bir radyoterapi hikayesi varsa bu tiroid kanserine yol açan etkenlerden biri olduğu için doğrudan cerrahi yapılabilmektedir.
Tiroid lezyonlarının görülme sıklıklarına gelince;
1)İyi huylu tiroid nodülü---%40
2)Multinodüler guatr---%20
3)Kist---%12
4)Tiroiditis(tiroid bezinin iltihabı)---%10
5)Foliküler adenom(bu da bir çeşit iyi huylu tümördür.operasyonla hastanın tamamen iyileşmesi mümkündür)---%12
6)Foliküler kanser---%6
Şu durumlarda cerrahi uygulanmaktadır.bunlara kanser riskini artıran durumlar olarak da bakabilirsiniz:
a)Nodül 3 cm. den büyük ise
b)Biyopside kanser şüphesi varsa
c)Nodülü olan hastaya TSH hormonu verilerek baskılama tedavisi uygulanır.Bu tedavi sırasında nodül büyümeye devam ederse
d)Ailede tiroid kanseri öyküsü(özellikle meduller tiroid kanseri alt tipi)
e)Boyuna radyoterapi öyküsü
f)Hızlı büyüyen nodül
g)Ses kısıklığı,ses tellerinde felç
Peki TSH ile baskılama tedavisi hangi nodüllerde uygulanabilir:
1)2 yaşından küçük nodül
2)2,5-3 cm.den küçük nodül
3)İnce iğne aspirasyon biyopsisinde kansere dönüşme potansiyeli olmayan nodül
Aşağıdaki özelliklere uyan nodüllerde ise izlem önerilir:
a)1 cm.den küçük nodül
b)T4 (hormon) tedavisi ile küçülen nodül
c)İnce iğne aspirasyon biyopsisinde kansere dönüşme potansiyeli taşımayan nodül
Sonuç olarak bir kişide nodül tespit edildiğinde(kişinin boyun bölgesinde bir şişlik farketmesi ya da boyun bölgesinde eline bir kitle gelmesi de olabilir) yapılacakları sıralayacak olursak:
1)Doktor tarafından yapılacak olan dikkatli bir fizik muayene
2)Tiroid fonksiyon testleri(TSH,serbest T3,serbest T4,T3,T4.Fakat nodülü bulunan hastalarda bu hormon değerleri genellikle normal bulunmaktadır)
3)Ultrason;kitlenin kistik bir yapısı mı var yoksa sert ve içi dolu bir yapısı mı var bu konuda bize bir fikir verebilir.Ayrıca kitlenin büyüklüğü hakkında da bilgi verir.
4)Sintigrafi;nükleer tıp teknikleri kullanılarak mevcut nodülün hormon üretimine katılıp katılmadığını gösterir.Eğer nodül hormon üretimi bakımından aktifse sıcak,aktif değilse souk nodül olarak adlandırılır.Soğuk nodüller daha fazla kanser riski taşımaktadırlar.
5)İnce iğne aspirasyon biyopsisi(Tek nodül saptanmaası durumunda diğer basamaklar atlanarak direk yapılabilir)
AŞAĞIDA YAZILMIŞ OLANLAR SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. BİLİNÇSİZ VE YANLIŞ İLAÇ KULLANIMININ SAĞLIĞINIZ İÇİN TEHLİKELİ OLDUĞUNU UNUTMAYIN. EĞER KENDİNİZDE REFLÜ HASTALIĞI OLDUĞUNDA ŞÜPHELENİYORSANIZ VAKİT KAYBETMEDEN BİR DAHİLİYE-GASTROENTEROLOJİ UZMANINA BAŞVURUN!!!
Asit mide suyu veya ince barsak sekresyonunun yemek borusuna doğru çıkmasıyla meydana gelen akut ve kronik iltihabi değişikliklerdir.Reflüde yemek borusu zedelenmesinden asit sorumludur.
Reflüye neden olan faktörler:
1)Yemek borusunun mideyle bağlandığı bölgesinde "sfinkter" olarak adlandırılan, kasılıp gevşeme yeteneğine sahip,gıda geçişi olacağı zamanlarda mideye olan yolu açıp,istirahat halindeyken yolu kapatıp asit sıvısının yemek borusuna çıkışını engelleyen bir kas yapısı bulunmaktadır.İşte bu sfinkterdeki gevşeme bozukluğu reflü hastalığının en önemli nedenini oluşturmaktadır.
2)Midenin diaframın üstüne doğru fıtıklaşması(hiatus hernisi)
3)Yemek borusundaki boşalmada gecikme
4)Mide içeriği;mide içindeki asit ne kadar artarsa yemek borusuna o kadar zararlı olacaktır.
5)Mide boşalmasında gecikme
6)Karın içi basıncında artış;gebelik ve şişmanlık intraabdominal basınç artışına yol açtığından reflü hastalığı için riskfaktörleridir.Kilo verilince genellikle semptomlar düzelir.
7)Diyet ve çevresel faktörler;yağlı besinler,çikolata,alkol ve kahve yemek borusunu mideye bağlayan bölgedeki sfinkteri gevşeterek semptomları şiddetlendirir.Reflünün nedenleri arasında sigara içme ve non steroid antiinflamatuar ilaçlar dediğimiz ağrı kesicilerin büyük bir kısmı da suçlanmaktadır.
Klinik
Asıl semptomlar öne eğilmek ve yatmakla artış gösteren yanma ve halk arasında "ağıza acı su gelmesi" diye tariflenen regurjitasyondur.
Yanma tarzında göğüs ağrısı en sık görülen semptomdur.Ağrılı yutmanın en sık birlikte olduğu hastalıktır.İnatçı,gıcık tarzında tekrarlayan öksürüğü olan kişilerde reflü hastalığından şüphelenilmelidir.
Tanı
a)Öykü
b)24 saatlik PH Metri;kesin tanı bu yöntemle konur.Ağzın içinden ilerletilen bir aletle mideye gelmeden hemen önceki yemek borusu kısmındaki asit miktarı 24 saat boyunca ölçülür.
c)Manometri;yemek borusunun alt ucundaki sfinkterin basıncının ölçülmesi
d)Sintigrafik inceleme;yenidoğan ve çocuklardaki reflü tanısının konulmasında nükleer tıp teknikleri kullanılabilir.
e)HCl asit testi;yemek borusu alt ucuna hidroklorik asit damlatılınca ağrının olması.
f)Endoskopik inceleme;5 yılı geçmiş ve komplikasyon düşünülen hastalarda yapılır.O bölgede meydana gelen erozyon veya ülser yemek borusu hasarını gösterir. Gerektiğinde endoskopi sırasında biyopsi de alınabilir.
Tedavi
1)Önlemler
a )Yatağın başını yükseltmek
b)Yatmadan önce yemek yememek
c)Sigara,kahve ve alkol kullanmamak
d)Çikolata ve benzeri gıdalar yememek
e)Yatmadan bir saat önce ve yemeklerden bir saat sonra anti-asit kullanmak
f)Zayıflamak
g)Tüketilen yağ miktarını azaltmak
h)Reflülü hastalara yemek borusu alt ucundaki sfinkterin basıncını azaltan ilaçlar kullanmak sakıncalıdır ve kesinlikle kullanılmamalıdır.Bunlar;
Antikolinerjikler,beta-2 agonistler,kalsiyum kanal blokörleri,nitratlar,teofilin,serotonin,morfin,diazepam,barbitüratlar,dopamin
2)İlaç tedavisi
-Antasit tedavisi;Aljinik asit en etkilisidir.
-H2 reseptör antagonistleri;Simetidin,ranitidin,famotidin,nizatidin
-Proton pompa inhibitörleri;Omeprazol,lansaprozol,rabeprazol
-Prokinetik ilaçlar;Bunlar hemen yemek borusunun boşalmasını hızlandırırlar hem de yemek borusu alt ucundaki sfinkterin basıncını azaltırlar.
i)Metoklopramid
ii)Bethanekol
3)Cerrahi tedavi
Reflü komplikasyonları
1)Yapışıklıklar
2)Yemek borusu ülserleri
3)Uzun yıllar tedavisiz ve önlemsiz reflünün devam etmesi sonucu "Barret Epiteli"denilen ve ileride "yemek borusu kanseri"ne dönüşebilen patolojik bir değişim gözlenir. Bunun tanısının konması için endoskopi ve biyopsi gereklidir.
4)Demir eksikliği anemisi
5)Aspirasyon pnömonisi;Asit içeriğinin mideden yemek borusuna oradan da akciğerlere kaçmasıyla meydana gelen iltihabi durumdur.
6)Mide ülseri
7)Larenjit,yemek borusunda darlıklar,larinks kanseri,otit(orta kulak iltihabı),sinüzit,astım,tekrarlayan öksürük,uyku apnesi,ağız kokusu
« Önceki ::